31 Ağustos 2009 3

Türk bilim adamları zararlı böcekleri yok eden canlı türü buldu

Biraz gündem kategorisine tarafından yazılmıştır.

Türk bilim adamları zararlı böcekleri yok eden canlı türü buldu

Trakya Üniversitesi (TÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Beyarslan, yumurta koyma borusuyla zararlı böcek larvalarının içine yumurtalarını koyarak larvaların ölmesini sağlayan bir canlı türü bulunduğunu söyledi.

Prof. Dr. Beyarslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Denizli’nin Kale ilçesinde buldukları canlının dünyada bilinmeyen bir tür olduğunu bildirdi.

Bulunan canlının arıya benzediğini fakat arıdan çok daha küçük olduğunu ifade eden Beyarslan, şunları söyledi:

”Özellikle gelişmiş kanatlara sahip bu canlılar uzun antenleri ve parlak renkleriyle dikkati çekiyor. Canlının en büyük özelliği ise yumurta koyma borularına sahip olmaları. Dünya için yeni bir tür olan bu canlı, yumurta koyma borusuyla zararlı böcek larvalarının içine yumurtalarını koyarak larvaların ölmesini sağlıyor. İğne şeklindeki boru yardımıyla yumurtalarını ağaç kabuğu altında yuva yapan zararlı böcek larvalarının içine şırınga ediyor ve larvaların ölmesini sağlıyor.”

Bir canlı türünü keşfetmek için öncelikle canlı türü hakkında detaylı çalışma yapmak gerektiğini ifade eden Beyarslan, canlının yeni bir tür olduğunu ispatlanması için bilim dünyasında tanıtılması gerektiğini belirtti.

Buldukları canlının bütün dünyada yeni bir tür olarak kabul edildiğini kaydeden Beyarslan, ”Bir canlının yeni olduğunu keşfetmek için öncelikle bu canlıyı bilim dünyasına tanıtmanız gerekiyor. Biz de bulduğumuz canlı türüyle ilgili çalışmalarımızı tamamladıktan sonra bir makale yazdık. Makalemiz Alman bilim dergisi Entomofauna’da yayınlandı ve bulduğumuz canlının dünyada yeni bir tür olduğu kabul edildi” dedi.

-YENİ CANLININ ADI ”VİPİO ALPİ”-

Beyarslan, bitki ve ağaçlara zarar veren böceklerin çoğalmasını engelleyen bu canlıya ”Vipio Alpi” adını koyduğunu bildirdi.

Bulunan canlı türünün isminde, oğlunun adının ”Alp” olması nedeniyle ”Alpi” kelimesinin geçtiğini ifade eden Beyarslan, yeni canlı türünün artık dünyada oğlunun ismiyle bilineceğini belirtti.

Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin bir ülke olduğunu söyleyen Beyarslan, şunları kaydetti:

”Türkiye; Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir köprü durumundadır. Kuzeyden, güneyden ve batıdan gelen böcekler Türkiye’de birleşir. Türkiye’de hayvanlar üzerindeki çalışmalar bitirilmediği için ülkemizin hayvansal biyolojik çeşitliliği tam olarak bilinmemektedir. Araştırmalarımızda, biyolojik çeşitliliğin ülkemizde çok fazla olduğunu gördük. Avrupa’dan gelen meslektaşlarımız da Türkiye’de biyolojik çeşitlilik hakkında çalışma yapmanın ayrıcalık olduğunu düşünüyor.”

Okul hayatım boyunca en çok gördüğüm zararlılarla mücadele dersinin şu böceğin bulunmadan önce olmasından şiddetle üzüntüsü içerisindeyim. Yumurtası, larvası, ergini, dişisi çeşidine türünü vs. göre zarar şeklinin bitkiyi öldürme derecesine kadar giden bu zararlıların hepsiyle ayrı ayrı uğraşmak gerekiyor kültürel olarak önlem alınmadığında ise maalesef kimyasal mücadeleye gidiliyor özellikle de ülkemiz de. umuyorum ki bu böceğin doğal alanlarda türünü devam ettirmesi için doğabilimciler tarafından gerekli önlemler alınır çünkü tek bir böcek için bile bitkiye verilen oradan toprağa geçen kimyasallar insanoğlunu tehlikeye atıyor. ancak bugün yaşamak için bugün yeriz düşüncesiyle hareket ettiğimiz de kimse bilinçsiz ve fakir bir çiftçinin domatesİ serada zarar görmesin, istediğim miktarda ürün alayım diyerek dönem dönem tekrarladığı kimyasal ilaçları, görmezden geliyoruz ve vücudumuza büyük bir felaket sinyali gönderiyoruz. bu ilaçların pek çoğunun insan vücudun da kanser yaptığını ve toprakta da uzun yıllar kaldığını defalarca dile getiren bir çok profesör olmasına rağmen onlara kulak asmayan sorumsuz üreticiler umarım artık kültürel önlem ve organik gübrelerden yararlanarak bu böceğin de yayılmasına sera ve açık tarım arazisin de kullanılmasına izin verirler.

“Türk bilim adamları zararlı böcekleri yok eden canlı türü buldu” yazısına 3 Yorum var

  1. Çağlar diyor ki:

    peki bu kimyasal ilaçların önüne geçilebilecek bir proje var mı ?

  2. burcu diyor ki:

    gerekli bilgisi ve parası olan üretici organik tarıma yönelmeye başladı birde artık zirai ilaçlar reçeteli satılıyor ancak bu uygulama ne kadar geçerli bilinmez her tarımsal alanın ziraat tekniker ya da mühendislerinden oluşan bir danışmanı olması gerekiyor bu danışmak tarımsal alanının yapısı ve yetişirilen ürünün türüne göre en son çare olarak kimyasal ilaç yazmalı ancak Türkiye de bu uygulama ne kadar yürür? orası tartışılır halen ruhsatsız olan bazı ilaçları ruhsatlayarak satılan bi ülkedeyiz ilaç kimyagerleri doktorlar porfesörleri şu ilacı kesinlikle kullanmayın zehirli kalıtımı yüzde 90 dır dediği ilaç bile bizim üreticimiz tarafından maalesef kullanılıyor 2 sene önce ilaç kalıntısı yüzünden rusyaya ithal edilen domatesler geri gönderildi ve o domatesleri Türk halkı yedi neden ? ruslar kandan candan Türkler taştan mı ?

  3. Çağlar diyor ki:

    aslında olayın kökünde çiftçi değil de denetliyen sorgulanmalı neden böyle diye. Çiftçi geçim sıkıntısını düşünüyor. Kimyasal kullanarak o mevsimde o şekilde çıkan sebze ve meyveler işine geliyor. Durum biraz da “açız kardeşim” oluyor ve bundan çaresizçe devam ediyoruz.

Yorum yazabilirsiniz